Diş Doktoru
M. Deniz KAYNAK
tarafından hazırlanan ve foruma Dilek tarafından da aktarılan SİSTEMİK OLARAK KULLANILAN İLAÇLARIN AĞIZ VE DİŞ SAĞLIĞI ÜZERİNE ETKİLERİ
konulu makale.
Bazı ilaçlar oluşturdukları yan etkiler nedeniyle, dişi çevreleyen
destek dokuların hastalıkları (periodontal hastalıklar) ve diş
çürükleri açısından risk oluşturabilecekleri yönüyle de
değerlendirilmelidir. Bu noktadan hareketle, hastanın sistemik olarak
kullandığı ilaçların ağız hastalıkları pratiğinde dişetini, alveol
kemiği dediğimiz dişlerin üzerinde oturduğu kemiği, dişeti oluğu
sıvısını, tükürük akış hızını ve hastanın ağız hijyeni alışkanlıklarını
nasıl etkileyeceğim göz önünde bulundurmalıdır.
Antidepresanlar, hastanın kendisini daha iyi hissetmesini sağlarken
ağız hijyeni uygulamalarının gerçekleştirilmesinde hasta motivasyonu
güç olabilmektedir.
Fenitoin, 1938 yılından beri epilepsi (sara) tedavisinde kullanılan
bir ilaçtır. Fenitoinin yaygın olarak karşılaşılan ve en iyi bilinen
yan etkisi bizim dişeti hiperplazisi dediğimiz dişetinde büyümedir.
Alınmaya başlandıktan 2-3 ay sonra görülür ve maksimum dereceye 12 ay
sonra ulaşır. Ağrısız olarak başlar ve dişlerin kronunu dahi örten bir
kitle halini alabilir. Dişetindeki bu büyüme soluk pembe renkte ve
tıkız bir görünümdedir. Bakteri plağı, kötü dolgu, kron ve protezler
gibi intanlar nedeni ile oluşan enflamasyon kızarıklık ödem ve kanamaya
yol açabilir. İlacın kesilmesini takiben kısmen dişetindeki büyüme geri
dönebilmekte ise de epilepsi tedavisinde öncelikle tercih edilen bir
ilaç olduğundan, ağız hijyeninin en üst düzeye çıkarılması ve cerrahi
tedavi tercih edilmektedir.
Organ transplantasyonları, organ yetmezliği durumlarında basan ile
uygulanan bir tedavi yöntemidir. Böbrek, kalp, karaciğer ve kemik iliği
transplantasyonları sonrasında tüm hastalar siklosporin A, prednizolon
ve azotioprini içeren immun baskılayıcı bir tedavi görürler.
Siklopsporin yağda çözünen bir antibiyotiktir ve en yaygın etkisi
dişeti dokusunun en spesifik hücreleri (fibroblastlar) üzerinedir.
Dişetindeki bu büyüme miktarı bireyin ilaca bağlı hassasiyetine, ağız
solunumu yapmasına, plak ve diş taşı birikimi gibi dişeti
iritasyonlarının mevcut olup olmamasına göre değişkenlik gösterebilir.
Hastalar açısından estetik ve fonksiyon yönüyle önemli bir problem
teşkil eden bu olgunun tedavisinde, yukarıda sözü edilen dişeti
iritasyonlarının ve inflamasyonun azaltılması, ağız hijyeninin
sağlanması ve ileri vakalarda cerrahi yaklaşımlar gereklidir.
Nifedipin, koroner arter spazmı ve aritmi tedavisinde kullanılan
bir ilaçtır. Ana işlevi kalp ve vasküler düz kas hücreleri arasında
hücre dışı kalsiyum iyonlarının akımına engel olmaktır. Fenitoin ve
siklosporin ile oluşan dişeti büyümeleri ile benzer olan etkileri
oluşturabilirler.
Birçok ilaç ağız kuruluğuna yol açabilir. Bunlar arasında
hipertansiyon ilaçları, antidepresanlar, parkinson ilaçları, kas
gevşetici ilaçlar, diüretik ilaçlar, narkotik analjezikler, non steroid
antienflamatuar ilaçlar sayılabilir. Ağız kuruluğuna bağlı olarak
çiğneme ve yutkunmadaki zorluk, genellikle ilacın kesilmesi ile normale
döner. İlaç kullanımı sonucu oluşan ağız kuruluğunun bir yan etkisi
pamukçuk olarak bilmen (oral candidiazis) tablodur.
Bazı ilaçlar ağız dokularında kurşun pigmentasyonu veya amalgam
pigmentasyonunu taklit eden gri renkleşmelere neden olabilmektedir.
Örneğin akne tedavisinde kullanılan minosiklin dişeti dokusunda siyah
pigmentasyona neden olabilmektedir.
Pastiller, antiasitler, vitaminler ve osteoporoz ilaçlarının
içerdikleri şeker nedeniyle ağızda bazı yan etkiler saptanmıştır. Bu
ilaçları kullanan hastalar çürük açısından yüksek risk grubundadır. Bu
nedenle diş hekimleri hastanın düzenli olarak hangi ilaçları
kullandığından haberdar olmak zorundadır.
Oral kontraseptifler, hamilelikteki hormonal seviyeleri taklit
ettikleri için, klinik bulgular da hamilelikte görülenlere benzerdir.
Yapılan çalışmalar oral kontraseptif kullanan hastalarda
kullanmayanlara göre 16 kat daha fazla spesifik bakteri türleri tesbit
edilmiştir. Tükürük kompozisyonunda da değişikliklere sebep olduğu
bildirilmiştir. Ayrıca antibiyotiklerin oral kontraseptiflerin etkisini
ortadan kaldırma ihtimalleri olduğundan hamile kalabilecek hastalar
uyarılmalıdır. Diğer yandan oral kontraseptif kullanan hastalar dişi
çevreleyen destek dokularda oluşturabilecekleri yan etkiler konusunda
da uyarılmalı ve daha titiz bir ağız hijyeni konusunda
bilgilendirilmelidir.
Yukarıda çok kısaca özetlemeye çalıştığımız kimi ilaçların ağız ve
diş sağlığı üzerine olası olumsuz etkilerinin yanı sıra bizim dişeti
hastalıkları olarak sınıfladığımız hastalık tiplerini (gingivitis ve
periodontitis tiplerini) önleyici faydalarından da söz edilmekte..
Örneğin kandaki şeker seviyesini düşürmek için kullanılan hipoglisemik
ajanlar aynı zamanda dişeti oluğu sıvısındaki şeker seviyesini de
düşürebilmekte. Sonuç olarak bu ilaçlar bakteriyel mikroflora için
bulunan evreyi değiştirmekte ve böylece dişeti hastalıklarının
ilerlemesini yavaşlatarak faydalı olmaktadır...
Bir diğer fayda da içtiğimiz çaydan, içmiyorsanız bile gargara
yapın... Yapılan araştırmalara göre çay, ağız hijyenini bozan zararlı
bakterilerle savaşarak dişeti hastalıkları ve çürüğün oluşumunu
azaltıyor. Daha önce yeşil çayın sağlığımız üzerine etkileriyle ilgili
pek çok araştırma yapılmış fakat ülkemizde de bolca tüketilen siyah
çayla ilgili dikkat çekici araştırmalara pek rastlanamamıştı. Bu
araştırma siyah çayın içindeki bileşenlerin diş üzerindeki gıda
artıklarında asit üretimini ve bakterilerin çoğalmasını
yavaşlattıklarını göstermiş.. Çay m içinde bulunan flor da doğal bir
diş koruyucusu olarak etki gösteriyor. İsveçli araştırmacılar ise bu
sonuçlara dayanarak gargara olarak bile çay kullanılabileceğini
kanıtlamışlar..
Böyle bir medya bilgisinin ardından asıl vurgulamak istediğimiz
kullandığımız ilaçlardan diş doktorumuzu haberdar etmemizin ve
böylelikle ağız ve dişe ait sağlığımızın profesyonel anlamda
korunabileceğinin gerekliliğini aktarabilmek. Dikkat edilecek olursa
ilaç kullanımına bağlı dişi çevreleyen destek dokulardaki patolojileri
ortadan kaldırmada öncelikle izlenen yol ağız hijyenini ideal
kılmak...Yani diş fırçamızla mikroorganizmalardan(!) kurtulmak!!!...
Çay konusuna gelince.. Elbet bir fincan kahve kadar hatırı var ve
kanımca diş koruyucusu olarak etki gösterdiklerine dair daha çok sayıda
detaylı çalışmalara...
Sevgiyle kalın
M. Deniz KAYNAK
Diş Doktoru
__________________________________
Kaynaklar
1. Gülsüm Ak. Türk Diş Hekimleri Birliği Dergisi. Gülsüm Ak. Sayı 79, Şubat 2004. Sayfa 49-50.
2. Güliz Güncü, Burak Demiralp. Ankara Diş Hekimleri Odası Dergisi. Haziran 2004.
3. Dentalmedya. Yıl 9, Sayı 1, Sayfa 48.

