Bilimsel nöroloji, sinir sisteminin farklı bölgelerinin farklı fonksiyonları olduğu noktasına dayanmaktadır. Sanatın hangi dalının beynin neresinden kaynaklandığı sorusu zaman zaman atlanmaktadır. Oysa sanat nedir? Büyük sanatları ne oluşturur? Bu gibi tartışmalar genelde sanatın gerçekleştirildiği, icra edildiği ve takdir edildiği beyinden bahsedilmeden yapılır. Oysa sanat biyolojik bir temele sahip olup bir insan aktivitesidir. Tüm insan aktiviteleri gibi (erdem, hukuk, din) beynin yasalarına bağlıdır ve buna uyar. Sanatın biyolojik temellerini anlamak için bilginin biyolojik temelleri sorgulanmalıdır. Çünkü sanat bir bilgi formunu oluşturmaktadır ve saf bir bilgidir.
İçsel bir kavramın yeniden canlanması Platodan beri tartışılmaktadır. Bilgiyi nasıl elde ettiğimiz ve ne bildiğimiz Platodan heraclitus� a devredilen değişim doktrinin temelinde vardır. Hiçbir şey asla zaman içinde aynı değildir. Bu nedene beynin görevi, beyne ulaşan bilgi zaman içinde değiştiğinden ve her şey sürekli değiştiğinden bu değişime ayak uydurmaktır. Plato fikirlerin insandan bağımsız olduğu fikrinde ısrarlıdır. Bilgi insan vücudundan farklı bir yerlerdedir. Fikirler insandan bağımsızdır. Nesneler ve fikirler farklıdır.
Sanat belli bir nesnenin sadece belli bir yüzüdür. Nesneleri karşılaştıran güç beyindedir demektedir.
Sanatın nörobiyolojisi zihindeki kavramları tuvale, müziğe veya edebiyata çevirmesidir. Bu nörobiyoloji sanatla beraber estetiğinde yasalarını formüle etmemize yardımcı olur bu ise nöroestetik denen yani bir kavramı bize gösterir. Artistik yaratıcılığı başarıyı ve takdiri dikte ettiren yasaların sinirsel temelini araştırıyorsak eğer, sanat ve estetiğin sinirsel yasalarını formüle etme çabasına nöroestetik diyebiliriz.
DANTE
MICHELANGELO
WAGNER
Her 3 yaratıcıda nöroestetik kavramının en temel temsilcileridir. Belirsizlik bu 3 sanatçınında farklı dönem ve farklı çizgilerinde kesişmektedir.
Dante�ye baktığımızda gördüğümüz tablo asla kavuşulamayan aşkın belirsizliğidir. İlham kaynağı sevdiği kadını olan Beatrice dir. Beatris�e asla kavuşamayacağı, İtalyanca eseri �Vita Nuova, Convivio, paradiso� da sinyallerini verir. Ve Beatrise ölür. Zihnimin çarpıcı kadını dediği Beatris ile ilgili algılamaları farklı bir kadına transfer ederek bir Metamorfoz yaşar ve bu belirsizlik sürer gider.
Michelangelo, Fiziksel olmayan soyut isteklerini, yarım bırakarak karşısındakine düşünme isteği veren eserlerinde göstermiştir. Belirsizlik, sonsuza kadar bilinmeyen sanatçı olmasını sağlar ve Son kararı verme ve son sözü söyleme işi zihne bırakılmalıdır fikrinde ısrarcı davranır.
Wagner, eserlerini Zürihte evinde kaldığı bankacının güzel karısı için bestelemiştir. Kimliği belirsiz sevgili eserlerindekibelirsizlik ve çözülmemişlik kavramını da oluşturur. Romantik operası �Tristan und Isolde� de ve tüm illüzyonların en büyüğünün kavuşulamayan romantik aşk olduğu en büyük anıtı olarak kabul edilir.
Sanatın nörolojisi, nörolojik olayların içi içe girdiği sanat olaylarıdır. Eski Mısır yazıtlarındaki figürlered Mısır hanedanlığından Rahip Rumanın bir ayağının kısalığı dikkati çekmektedir (figur 1)
Figur 1
Masaccio (1401-1428) �St Peter Healing the sick with His Shadow�da poliyomyelit sekeli bir dilenci görülmektedir (figur 2).
Figur 2
Georgio de Chirico, Picasso,Bingen�li Hildegard�ın(1098-1179) migrenli sanatçılar olduğu tahmin edilmektedir. Hildegard eserinde� Açık cennetten gelen çok kuvvetli parlak ve ateşli bir ışık gördüm. Beynimin, kalbimim ve göğsümün içine yakmayan bir alev gibi tekrar tekrar işledi, benim içimi ısıttı� demektedir.
Vincent Van Gogh, kraniyofasiyal anomalisi olan, halusinasyon, depresyon, epilepsi, şizofreni, nörosfiliz, alkol, dijitalis veya porfiri olasılıkları içinde dahi-hasta sanatçı olarak bilinmektedir.
John Tyndall: İnsan zihni belli aralıkta notaları olan ve bunun ötesinde her iki yönde de sessizliğin sonsuzluğunun bulunduğu bir müzikal enstrümanla kıyaslanabilir demektedir. Tyndall ölümsüz eserlerini epileptik zamanlarında yapmıştır.
Mozartın müziğini dinlemekle ilişkili olan bir performans artışı veya nörofizyolojik aktivite değişikliğine nörolojide Mozart etkisi denmektedir. Bu haliyle Mozart eserlerinde çağdaşları Bach, Beethowen, Wagner ve Chopinden daha fazla tekrarlayan bir melodik çizgi içermektedir. Epileptik hastalar arasında yapılan bir çalışmada Mozart dinletileri 29 epileptik hastanın 23 tanesinde nöbet aktivitesini azaltmış olup ve epileptiform aktivitelerde anlamlı düşüşler göstermiştir.
Edebiyat alanında epilepsisi olan ve romanlarında bundan bahseden yazarlardan önemli olanları aşağıdaki listede sıralanmıştır.
� Tryggve Anderson (Norveç)
� Hubert Aquin (Kanada)
� Andreas Burnier (Hollanda)
� Ernesto Dalgas (Danimarka)
� Fyador Dostoyevski (Rusya)
� Margiad Evans (İngiltere)
� Richard Polak (ABD)
Türk- İslam sanatı bu anlamda zenginliğini saklamaktadır. Ama örneğin müzikal tedavinin akıl hasalarında kullanımı ilk anadolu�da başlar. Bununla ilgili güzel öyküler vardır. Felsefe, tıp, astronomi, matematik, musiki gibi on yedi ayrı bilim dalında eserler veren İslam âlimi Yakup El Kindi�nin tüccar komşusunun oğlu birdenbire hastalanır. Yemeden içmeden kesilir. Hastalık, tüccarın işlerini sekteye uğratır; çünkü her işi oğlu yönetmektedir. Hastalığa çare bulunamaz. Bir arkadaşı tüccara, bu hastalığı ancak Kindi�nin tedavi edebileceğini söyler. Tüccar, komşusu Kindi�yi bilmektedir ama şimdiye kadar sürekli aleyhinde konuşmuştur. Yine de aracı vasıtasıyla ondan yardım ister, Kindi de kabul eder. Hastanın nabzını kontrol ettikten sonra musikide hünerli öğrencilerinden birkaçını çağırır. Onlara ne çalmaları gerektiğini söyler ve sürekli o musikiyi icra etmelerini ister. Dakikalar geçtikçe nabzı kuvvetlenen ve nefesi canlanan hasta bir süre sonra kımıldamaya, oturmaya ve konuşmaya başlar. Kindi, tüccara, �Oğluna ne sormak istiyorsan sor?� der. Sorular sorulup cevaplar alındıktan sonra hasta yeniden eski haline döner. Baba müzisyenlerin devam etmesini isteyince Kindi, �Hasta son gayretini gösterdi. Fazlasına imkan yok; çünkü ömrü tamamdır.� diye konuşur.
� Farabi ve Razi (9.yy)
� İbni Sina (10.yy)
� Hasan Şuuri ve Gevrekzade Hasan Efendi (17.yy) müzikal terapinin çağdaş savunucuları arasında bilinirler
Sonuç, sanat akıl, akıl ise evrimdir. Evrimin katkıları sanatı şekillendirir.
Prof. Dr. B.Demet Özbabalık
Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp
Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı
Kaynak:http://tip.ogu.edu.tr/uzmangorusu/sanatvenoroloji.html

