Vücudumuz dışarıdan gelen uyarılara göre kendini yenileme,değişen şartlara daha iyi uyum sağlamak için farklılaşma, adapte olma yeteneğine sahiptir. Örneğin kış aylarında vücudumuz kilo tutma eğilimindedir.Bu kilo tutmadaki amaç ilkel insanlar açısından düşünürsek soğuk ve yemek bulma açısından zorlu bir döneme vücudu adapte etmek amacıyladır.Vücudun depoladığı bu kilolar yağ olarak tutulur.Bu yağ tabakası hem soğuğa karşı bir izolasyon aynı zamanda da aç kalınabilecek uzun ve zorlu kış şartlarında vücuda gerekli enerjiyi sağlayacak bir besin deposu görevi üstlenmektedir.Peki ama bu adaptasyon için sıcak seyreden havanın bir günlüğüne soğuması yeterli olabilir mi? Tabii ki hayır.Böyle bir adaptasyon mekanizmasının beyin tarafından anlaşılması için havaların en az 2-3 hafta soğuk seyretmesi gerekir.Ayağımızı sıkan bir ayakkabımız olduğunu düşünelim,eğer biz bu ayakkabıyı ayda 1-2 sefer giyersek ayağımızda herhangibir değişiklik oluşmaz ama haftada 2-3 kez giyersek vücudumuz buna yanıt olarak ayakkabının sıktığı yerdeki ayak derisini kalınlaştırıp sertleştirecek ve nasır oluşturacaktır. Şimdi de spor salonuna giden bir erkeği düşünelim.Eğer ayda 1-2 kez gidip ağırlık çalışıyorsa kaslarında hiçbir gelişme olmayacaktır ama haftada 2-3 kez ağırlık çalışıyorsa 2-3 ay içinde belirgin ölçülerde kasları gelişecektir.Burada dikkat etmemiz gereken nokta vücudun adaptasyon yanıtı için uyarının haftada 2-3 kez tekrarlanması gerektiğidir.
Beyin hücreleri de benzer adaptasyon, uyum ve yenilenme yeteneğine sahiptirler.Trafik kazasında bir kolu kesilen bir insanın beyninde bu kesilen kolu temsil eden hücrelere ne olur sorusunu kendimize soralım.İlk birkaç gün boyunca hiçbir değişiklik olmayacak ama sürekli devam eden ben artık yokum uyarısı, beyinde, bu koldan sorumlu hücrelerin zamanla farklı görevler yüklenmelerine yol açacaktır.Şimdi de emziren bir anneyi düşünelim. Bebeği olmadığı döneme göre meme ucundan çok daha fazla uyarı beyne ulaşmaktadır.6 ay boyunca hergün defalarca annesinin memesini emen bir bebek beynin adaptasyon mekanizmalarını harekete geçirebilecek sıklıkta bir uyarıyı beyne iletmektedir. Böyle uzun süreli ve belli aralıklarla gelen bir uyarının sonucunda beyin elbette bir adaptasyon, uyum sürecine girecektir.Nitekim yapılan çalışmalar emziren annelerin, beynin algılama seviyesi olan korteks tabakasında meme bölgesini temsil eden hücrelerin kapladığı alanın emzirmedikleri döneme oranla çok daha genişlemiş olduğunu göstermiştir.Neurofeedback tedavisi de benzer şekilde beynin adaptasyon yeteneğini kullanmaktadır. Haftada 2-3 kez uygulanarak harekete geçirilen beynin adaptasyon yeteneği normalden farklı çalışan sinir hücrelerini tekrar normal fonksiyonunda çalışmaya adapte etmektedir.Nöronal ve psikiyatrik hastalıkların bir çoğu da aslında beynin sürekli tekrar eden olumsuz uyarılara bir yanıtıdır.Sürekli kronik stres altında çalışan Londra taksicileri üzerinde yapılan bir çalışma beyinlerindeki hafıza merkezi olan hipokampusta küçülme olduğunu göstermiştir.Bu taksicilerin hafıza merkezi sürekli gelen olumsuz uyarana olumsuz cevap vermiş ve küçülmüştür.Buradaki hücreler artık sağlıklı dönemdekinden daha az çalışmakta ve bu azalmış aktivite de beyin dalgalarının ölçüldüğü EEG yönteminde görülmektedir.Neurofeedback yöntemi ile bu bölge sağlıklı dönemdeki aktivasyonuna eş değerde beyin dalgaları yaratacak şekilde haftada 2-3 kez uyarılarak beynin adaptasyon ve yenileme yeteneğini harekete geçirebilir ve hücreler zamanla kendini yenileyip sağlıklı hücreler gibi çalışmayı öğrenebilirler.Benzer şekilde okul, ders stresi altındaki öğrencilerin başarısının da Neurofeedback tedavisi ile arttırıldığı, yapılan çalışmalarla kanıtlanmıştır.
Çok sevdiğimiz bir televizyon programına konsantre olmuş vaziyette izlerken, dışarıdan gelen araba seslerini duymamıza rağmen işitmeyiz.Peki nasıl oluyor da kulağımızdan giren bir ses beynimize ulaşmıyor? Yoksa beynimizde bir filtre mi var? Bu soruların cevabı evettir.Beynimiz kendisine gerekli olan uyarıları seçerek algılama seviyesi denilen korteks tabakasına ulaştırır.İstenmeyen uyarılar ise talamus adı verilen filtrede hapsedilerek algılama seviyesi olan korteks tabakasına ulaşması engellenir.Yukarıda bahsettiğimiz örnekte dışarıdan gelen araba sesleri talamus adını verdiğimiz filtrede hapsedilip algılama seviyesi olan korteks tabakasına ulaşamazken ,ilgiyle izlediğimiz televizyon programına ait görüntü ve sesler talamus filtresinden geçerek algılama seviyesi olan korteks tabakasına ulaşır.Algılama seviyesine yani korteks tabakasına ulaşan her uyaran bu tabakada yer alan hücrelerde bir aktivasyon yaratır.Epilepsi hastalığında ise dışarıdan gelen bir uyarandan bağımsız bir şekilde beyinde bir hücre grubunda aktivasyon oluşmakta ve bu, zamanla bütün beyne yayılabilmektedir. Neurofeedback tedavisinde uygulanan SMR adı verilen dalga boyundaki eğitimle talamus adlı filtre görevi yapan yapıyı oluşturan hücreler ile algılama seviyesi olan,korteks tabakasındaki bir grup hücre arasındaki bozulmuş filtre yetenekleri haftada 2-3 kez tekrarlanan uyarılarla normal aktivasyona adapte olabilmektedir.Sık aralıklarla uygulanan SMR uygulaması, epilepsi hastalarında, aşırı aktive olan korteks tabakası bölümlerini talamus filtresinin baskılama yeteneğini arttırmaktadır. Bu sayede nöbet sıklığı ve şiddeti azaltılmakta ve bu hastalar günlük hayata daha fazla uyum sağlamaktadırlar.Depresyon, hiperaktivite gibi birçok hastalık da benzer şekilde yaklaşılarak tedavi edilebilmektedir.Neurofeedback tedavisinin hayvanlarda da etkili olduğunu gösteren çalışmalar, bu tedavinin plasebo adı verilen,hasta inandığı için etkiliymiş gibi gözüken ama aslında hiçbir etkisi olmayan tedavi yaklaşımlarından biri olamayacağını da ortaya koymuştur.İlaç tedavileri gibi, karaciğer, böbrek, mide gibi organlarda yan etki yapmadan etkili olan neurofeedback tedavisinin, ilaç tedavilerine diğer bir üstünlüğü de hastalığa spesifik tedavi yapmasıdır.Diabet, hipertansiyon gibi sürekli ilaç alan hastaların Nörolojik ve Psikiyatrik hastalıklarında sağlıklı organları aşırı ilaç yüklemelerinden kurtarma adına ideal bir tedavi yöntemi olarak karşımıza çıkmaktadır.Nörolojik ve Psikiyatrik hastalıklarda kullanılan ilaçlar beynin sağlıklı ve sağlıksız çalışan tüm hücrelerini etkilerken, neurofeedback tedavisinde, tedavi öncesi çekilen beyin dalgalarını gösteren EEG haritasında anormal çalışan beyin bölgesi tespit edilmekte ve beynin adaptasyon yeteneği neurofeedback eğitiminde bu bölgeye yöneltilmektedir.Halen Avrupa ve Amerikanın seçkin üniversitelerinde birçok hastalıkta kullanılmakta olan neurofeedback,NASA tarafından astronot eğitimlerinde de kullanılan ileri düzey bir tedavi metodudur.

