{mosimage}Müzik ve insan üzerine etkileri, yani notaların ve ezgilerin algılanması ve sonraki bilişsel süreçler üzerine günümüzde çok sayıda araştırma mevcut. Müzikle ilgili alt bilişsel becerilerinde aralarında bulunduğu bir çok kognitif fonksiyonun yerine getirilmesinde her iki hemisferin özelleşmiş görevleri olduğu biliniyor. Cerebral dominans (baskınlık) bir hemisferin belli işlevlerde yapısal ve fonksiyonel olarak diğerine daha baskın olması anlamına geliyor.
Dille ilgili becerilerin hemisferlerdeki farklı temsil baskınlığı müzikle ilgili beyin sahaları için de ipucu verir nitelikte..Sol hemisfer dilin daha çok semantik (anlam bütünlüğü), fonolojik (sessel özellikler) ve sentaks (gramer) fonksiyonları, sağ hemisfer ise dilin melodisi ve akordu yani notasal özellikleri ile ilişkili.. Erişkin bireylerde yapılan çalışmalar müziğin melodisi ve ritminin farklı hemisferlerde baskın olarak temsil edildiğini gösteriyor..Buna göre sağ hemisfer müziğin melodisi, sol hemisfer ritminde daha baskın rol oynuyor. Müzikle uğraşan bireylerin müzikle uğraşmayan bireylerle intra-hemisferik yapısal farklılıkları açısından karşılaştırıldığı araştırmalarda müzisyenlerin bazı bölgelerde, özellikle Temporal lob’ ta ve bu bölgede yer alan ve dilin işlenmesinde görevli planum temporale’de belirgin olarak daha fazla sol hemisferik baskınlığa ve asimetriye sahip olduğu göze çarpıyor.
Corpus callosum (beynin sağ lobu ile sol lobunu bağlama görevini üstlenen, aralarında iletişim kurmalarına yardımcı olan bağlantı diyelim) ve özellikle mid sagital ( orta hat yere paralel bölüm) bölümü intra hemisferik bilgi paylaşımda oynadığı rolle cerebral asimeti ve dominansın gelişimde en önemli bölgelerden biri... Müzisyen ve müzikle uğraşmayan bireylerin kıyaslandığı bir çok araştırmada corpus callosumun anterior yarısının mid-sagital bölgesinin müzisyenlerde belirgin olarak daha büyük olduğu gösterilmiş.. Corpus callosumun daha büyük olması iki hemisfer arasında daha fazla bilgi paylaşımı ve sonuçta da daha düşük düzeyde cerebral asimetri olarak yorumlanabilir.
Bir çok araştırma müzisyenlerde de toplumun çoğunluğunda olduğu gibi sağ el tercih baskınlığının olduğunu ancak müzisyen olmayanlara oranla daha az el becerisi asimetrisine sahip olduklarını göstermiş. Müzisyenlerde her iki elle de bağımsız ince motor hareketler ve işitsel diskriminasyon (ayrıştırma) becerisinin belirgin olarak daha iyi düzeyde olduğu ve bu becerilerin küçük yaşlarda müzik eğitimine başlanması ile daha da geliştiği de biliniyor.
Mozart’ın eserlerinin ayrı bir büyüsü olduğu hem müzisyenler hem de dinleyiciler arasında yaygın bir kanıdır. Günümüzde, bu büyük bestecinin müziğinin insan üzerinde etkisi ile ilgili araştırmalar yapılmakta. Mozart'ın eserlerinin uzamsal-rotasyon becerileri üzerine etkisini sorgulayan çok sayıda çalışmada, araştırma testi öncesi ve sonrası Mozart'ın sonatları dinletilen bireylerin kontrol grubu olan müzik dinletilmeyen bireylere oranla daha üstün performans gösterdiği ve test sonuçlarının ilgili sağ hemisfer yapılarında artmış aktivite ile uyumlu olduğu gösterilmiş. Mozart'ın sonatlarına karşı olan bu etki Brahms'ın eserleri dinletilen diğer bir kontrol grubunda aynı düzeyde bulunmamış...Öte yandan, çeşitli hayvan araştırmalarında da Mozart'ın eserlerinin bir çok türde öğrenme ve üreme üzerine olumlu etkiler yaptığı gösterilmiş.
Müziğin insanlığın ilk dönemlerinden itibaren hastalıkları tedavi edici olarak da kullanıldığına ilişkin bir çok tarihi belge mevcut... Milat öncesi dönemde eski Yunanlıların hasta insanları amfi tiyatronun merkezine yerleştirerek onları tedavi ettiğine inandıkları müzikal sesleri dinlettikleri biliniyor Epilepsi hastalarında müziğin epileptiform aktivite üzerine tedavi edici etkilerini gösteren çalışmalar var;Müziğin erken yaşta başlanıp uzun süreli olarak uğraşıldığında okuma, matematik, yabancı dilleri öğrenme ve yaratıcılık gibi birçok bilişsel işlev üzerine olumlu etkileri olduğu da düşünülüyor.
www.muzikfakultesi.com




