{mosimage}İki nöbet arasında gidip gelen bir çizgide geçer onun yaşamı… Her an her yerde o pusuya yakalanabilir… Önce beden çözülür, yere düşer. Ardından garip hareketler ve titremeler gelir. Sonradan onu utançlara savurur, neyse ki o anı bilmez. Çünkü o bir sara hastası…
* Tanıştırıyorum: O bir epileptik. Beyin hücreleri, bizimki gibi elektrikle çalışıyor. Ama onunkiler bazen anarşist kesiliyor. Aynı anda elektrik boşaltıp, nöbet başlatıyor. O bir epileptik. İki nöbet arasında yaşıyor. İsyanını bizimle paylaşmak istiyor.
* Beynimiz uysal olabilir ama bizim de kalbimiz asidir. Öyleyse onu anlamımız gerekir. Bazen tuhaf hislerle sinyal verse de, nöbetin nerede ne zaman geleceği belli değildir. Konuşurken, yürürken, banyoda, yolda, sınıfta her an nöbetiyle yüzleşebilir. Sanki bir makasçı pusuya yatmıştır içinde. Bütün trenlerine ray değiştirir haince. Beden çözülür, yere düşer. Garip hareketler, sarsılmalar, titremeler, ağızda köpükler. Uzun sürmez, birkaç dakikayı geçmez. Ama sonradan onu utançlara savurur, neyse ki o anı bilmez.
Evet bilemeyiz! Her zaman tetikte bekleriz.Ufacık bir baş dönmesinde yoksa nömet mi diye telaşlanır çevremizdekilere çaktırmadan bir yere otururuz.Düşmemek için.En büyük korkumuzdur en olmadık yerde gelip yakalaması bizi nöbettin.Ya sevgiliyle ilk görüşmede olursa,önemli bir iş toplantısında olursa,bütün özel günlerde ya şimdi olursa? korkusu.Kimse bilmez bu korkuları,bilmelerinide istemeyiz zaten.
Ne kadar çok bununla yaşamayı öğreneceğiz desekde içimizde bir yerlerde hep aynı soru vardır."Neden ben"Cevap ise kocaman bir sessizlik.Cevabı sessizlik olan o sorular hiç bitmez gitmez aklımızdan.Tıpkı iyileşme umudumuzun bitmediği,tükenmediği gibi.Her doktor görüşmesinde bir ufak ümit vardır kendimize bile itiraf edemediğimiz."tedavi sona erdi iyileştin artık"kısa bir cümle duymaktırdır hayalimiz.
Bu yorucu yolda yıllar süren tedavilerde insanı rahatlatan korkularını hafifleten tek bir şey vardır oda yanlız olmadığını bilmek.İnsan karanlıkta kaldığında korkar ama yanında birileri olursa eğer tak kalmazsa korkusu hafifler.İşte gerçek bu!Yalnız değiliz ne yaşadığımız şehirde ne yaşadığımız ülkede nede dünyada.Bizimle birlikte hiç tanımadığımız hiç tanışmayacağımız yüzlerce insan var aynı korkuları aynı umutları aynı hayalleri paylaştığımız.
Burçin Türkmen


