Yıllar boyu edinilen klinik deneyimler, gelişen fetüsteki muhtemel sakıncalar sebebi ile hekimleri, gebe ve emziren kadınlarda ilaç kullanmaya zorlamıştır. Bu dönemlerde ilacın normal kullanım ilkelerine uyulması yeterli olmaz. Gebelik ve doğum sonrası dönemin kendine özgü niteliklerine de dikkat edilmelidir. Bu değişiklikler, gebenin veya annenin ilaçlara ve değişik dış etkenlere karşı duyarlılığını etkiler. Birçok ilacın ve kimyasal maddenin gelişmekte olan sinir sistemi üzerinde nöroendokrin veya davranışa ait etkileri vardır.
Gebelerde; hastanın klinik durumuna uygunsa, öncelikle ilaç dışı tedavi yolları denenmelidir. Gerçekte hafif ve orta derecedeki depresyonlar, anksiyete, uyku bozuklukları gibi birçok psikiyatrik durum, psikoterapötik yaklaşımlara müsbet cevap verebilir. Bu yolla tam düzelme sağlanmasa bile, ilaç tedavisini gebeliğin daha sonraki dönemlerine veya doğum sonrasına erteleme imkanı sağlayabilir. Ağır depresyon, mani ve psikotik durumlarda, hekim daha yoğun ilgi ve bakım sağlamalıdır. Psikozların yineleme ihtimali de gebelik ve postpartum dönemde yüksektir. Gebeliğin ilk iki ayında organ oluşumu sebebi ile dış kaynaklı maddeler yüksek oranda organ gelişim bozukluğuna neden olmaktadır. Embriyoda sinir sistemi gelişimi en çok 10-25. Günler, kardiyak gelişim 20-40. günler, kol-bacak gelişimi 24-26. Günler arasında etkilenir [#1].
Psikotrop ilaçlar açık veya kuşkulu gros teratojenik etkileri yanında, kromozomal kırılmalara ve embriyoda haploid hücrelere de sebep olabilirler. Yenidoğanda ve fetüsteki henüz tam gelişmemiş enzim sistemleri ilaç etkilerini artırabilir, metabolik yıkımı ve atılımı bozabilir. Gebeliğin son dönemin de psikotrop ilaç alan annenin çocuğunda doğru dan farmakolojik etkiler kendini gösterir. Mesela; anneleri benzodiazepin grubu bir ilaç alan çocuk larda kas hipotonisi, antipsikotik ilaç alanın çocu ğunda ise ekstrapiramidal belirtiler olabilir. Antip- sikotikler, heterosiklik antidepresanlar, benzodi- azepinler yağda çözünmeleri ve yüksek oranda proteine bağlanmaları sebebi ile fetüs ve yenido ğandan yavaş atılırlar. Ayrıca, yenidoğanda karaci ğer enzimleri henüz tam gelişmediğinden metabo lizma hızı da düşüktür. Bu, kan düzeyinin yüksek kalmasına sebep olur. Başka bir önemli özellik ye nidoğanda plazma protein düzeylerinin düşük oluşudur. Plazma proteinin azlığı, serbest ilaç bölü münü arttırır, bu da etkinlik artışı ile sonuçlanır. Bir diğer önemli etken, fetüs ve yenidoğanda kan-be- yin engeli tam olarak oluşmamıştır. Bütün bunlara bağlı olarak, yenidoğanda intoksikasyon ve yoksunluk reaksiyonları ihtimali artar.
Kan-beyin engelini geçen ilaçlar plasentadan da geçerler. Tüm psikotrop ilaçlar plasentadan kolay ca geçerler, sütle de salgılanırlar. Emen çocuklar annenin aldığı ilaçların çok az bir kısmını alırlar. Lityum gibi istisnalar dışında yenidoğana geçen ilaç miktarı doğrudan farmakolojik etkilere sebep olmayacak kadar azdır. Ancak psikotrop ilaçlar dü şük dozda bile uzun süreli davranış değişiklikleri meydana getirebilirler. Hekim ilaç yazarken, yararı ve zararını, etkilerini bilerek, tartarak yazmaya dik kat etmelidir. Gebelik sırasında ilaç kesildiğinde mood bozuklukları, anksiyete ve şizofreninin nüks ihtimali çok yüksektir [#2].
Gebe ve emziren hastalarda en çok karşılaşıla bilecek psikiyatrik problemleri aşağıdaki şekilde sı ralamak mümkündür:
• Yeni başlayan psikiyatrik rahatsızlık.
• Daha önceden varolan ruhsal bir hastalığa bağlı psikiyatrik semptomların alevlenmesi.
• Psikotropik ilaç tedavisi sırasında planlan mamış gebelik.
• Ruhsal hastalık hikayesi olan ya da psikotro pik ilaç kullanan kadınlarda gebelik öncesi danışmanlık.
• Postpartum psikiyatrik hastalık riski yüksek olan ve emzirmeyi planlayan kadınlarda profilaktik tedavi planlamaları.
Gebelik ve laktasyonda psikotropik ilaç kullanı- mınıyla ilgili yayınlarda çeşitli metodolojik prob lemler vardır. Bunlar:
• Psikotropik ilaçların teratojenik ve toksik et kileri konusunda anlamlı bir ilişki kurabil mek için gerekli vaka sayısının yetersizliği
• Vaka çalışmalarının güvenilirliği.
• Sınırlı metodolojik tutarlılık.
Gebelikte psikotropik ilaç kullanımı ile doğum sal anomali gelişme riskinin yüksekliği bilinmektedir. Lityum kullanımı ile ebstein anomalisi arasındaki ilişki en iyi bilinenler arasındadır. Ancak tedavi edilmemiş psikiyatrik bozukluğun neonatal peri- yodda infant üzerinde risk oluşturduğu ileri sürülmüştür [ #3].
Gebelik ve fizyoloji
Gebelik sırasındaki fizyolojik değişiklikler ve psikiyatri dışı ilaçlarla yapılan çalışmalar, psikotropik ilaç seçimi konusunda çok yararlı bilgiler sağla mıştır. Psikotropik ilaçların anne serumundaki konsantrasyonlarını etkileyen fizyolojik değişiklikler aşağıdaki gibidir:
• Gastrik boşalmanın yavaşlaması sonucunda asidik ortama ve yıkıcı enzimlere daha uzun süre maruz kalma.
• Azalmış gastrointestinal motilite, büyük bir ihtimalle artan progesterona bağlıdır ve bu ilacın tam olarak emilmesini arttırır.
• Vücuttaki yağ oranının, plazma hacminin, toplam vücut suyunun artması sonucunda uygun dozdaki serum konsantrasyonunu azaltır.
• Protein bağlama kapasitesinin azalması se rumdaki serbest ilaç konsantrasyonlarını art tırır.
• Artan karaciğer metabolizması ile belirli ilaç ların yıkım hızı artar.
• Gebelikte antidepresanların plasentadan geçti ğine dair çalışmalar yapılmış ve SSRI'lar arasında anlamlı farklılıklar elde edilmiştir. Bu farklılıklarda altta yatan mekanizmanın ilacın molekül ağırlığı, proteinlere bağlanma oranı, polaritesi ve yağda çö zünürlüğü gibi özelliklerine bağlı olan basit diffüz- yon olduğu düşünülmektedir, ayrıca etki süresi de önemlidir. Anne ve fetüs arasında denge vardır; an cak fetüsun artmış kardiyak output, kan-beyin ba- riyeri geçirgenliği, azalmış plazma proteini ve protein bağlama kapasitesi, azalmış karaciğer enzim aktivitesi gibi özellikleri sebebiyle ilaca yüksek oranda maruz kalmakta, ilacın MSS de etkisi art maktadır [ #4].
Laktasyon ve fizyoloji
Doğumdan sonra, yenidoğan azalmış karaciğer aktivitesi gibi farklı fizyolojik özelliklerini sürdürür. İnfantlarda hepatik matürasyon çok farklı hızlarda olur ve prematürelerde gecikir. Glomerüler filtras yon hızı, tübüler sekresyon hızları göreceli olarak daha düşüktür. Bütün bunlardan ötürü infantın da ha yüksek serum konsantrasyonlarına maruz kala cağı göz önünde bulundurulmalıdır [ #5].
Bebeklerini emzirmeyi planlayan annelerin sa yısı gün geçtikçe artmaktadır. Bu oran %80'den faz ladır. İlaçlar anne sütüne özellikle noniyonize bölümü ile basit difüzyonla geçer. Süte geçen ilaçla rın değerlendirilmesi şöyledir:
a. Emzirme sırasında kontrendike olanlar.
b. Yenidoğan üzerindeki etkileri bilinmeyen ancak dikkat edilmesi gereken ilaçlar.
• Emzirmeyle birlikte kullanılabilecek olan ilaçlar.
Kar-zarar oranının oeğerlendirimesi
Gebelik süresince var olan mental hastalıkların morbidite ve mortaliteleri üzerinde bugüne kadar durulmamıştır. Eldekiler kısıtlıdır. Panik bozukluk gebelikte alevlenebilir. Obsessif kompulsif bozukluk gebelikte şiddetlenebilir. Psikozlar genellikle gebelikte kötüye gider. Preklinik çalışmalar hem anne stresinin hem de artmış glukokortikoid kon santrasyonlarının beyinin gelişimi konusunda ters etkilerinin olabileceğini göstermiştir.
Bu preklinik çalışmalar, yüksek stresin anne kortizol seviyelerini arttırması durumunda bunun, beyinin gelişimine zararlı olabileceğini göstermek tedir. Matemal depresyon, son çalışmalarda üzerinde durulan bir rahatsızlıktır ve tedavi edilmemesi problemler yaratır. Psikotropik ilaçlar, fetusa en fazla zarar verdikten sonra bırakılmış olabilir.Teda- vinin aniden kesilmesi de, hastalığın alevlenmesine ya da yoksunluk sendromuna yol açar [ #5].
Gebelikte kullanılabilecek ilaçların değerlendirilmesi
A. Kontrollü çalışmalar hiçbir risk gösterme miştir.
B. İnsanda risk yoktur, hayvan çalışmalarında risk vardır
C. Risk ekarte edilemez. İnsan veya hayvan ça lışmaları yoktur veya hayvan çalışmaları müsbettir. Ancak, faydaları riskin önüne ge çebilir.
D. Risk konusunda kesin delil vardır.Yine de potansiyel faydalar gözönünde bulundurula bilir.
E. Gebelikte kontrendikedir. Hiçbir fayda gö zönüne alınmamalıdır.
Antidepresanlar
Bazı çalışmalarda %3-14 malformasyon oranı bulunmuştur. Bir başka araştırmada, gebeliğin son dönemlerinde antidepresan kullanan annelerin ço cuklarında taşipne, taşikardi, siyanoz, irritabilite, klonus ve spazm ile kendini gösteren kısa süreli neonatal yoksunluk sendromu gösterilmiştir. Etik sebepler yüzünden bu çalışmalar insanlarda yapılamamakta, sonuçlar retrospektif olgu öykülerin den çıkarılmaktadır. Tek tek yapılan vaka takdim lerinde antidepresan kullanımı ile ilişkili olduğu ileri sürülen: Defektif karın kasları, diafragmatik herni, hipospadias, bacaklarda redüksiyon defor miteleri, meningosel, renal kistik dejenerasyon bil dirilmiştir [ #7].
Trisiklik antidepresanların antikolinerjik etkisi ne bağlı yenidoğanda üriner retansiyon ve taşikar di vakaları bildirilmiştir. Annede ise sedasyon, gastrointestinal motilite azlığı, taşikardi ve hiper tansiyon görülebilir. MAO inhibitörlerine bağlı hi- pertansif kriz riski gebelikte hem anne hem de be bek açısından tehlikeli olduğu için, bunların kul lanımı ileri derecede kısıtlanmıştır. SSRI kullanan gebelerde spontan abortus hızı yüksek bulunmuş tur [ #8].
Doxepine yenidoğanda ilaç birikimi yapar, em zirme sırasında solunum depresyonu meydana ge tirir. Birçok eski çalışma sekonder aminli trisiklik antidepresiflerin (nortriptilin, desipramine) kullanı mını tavsiye etmiştir. Ancak son yıllarda yapılan ça lışmalarda SSRI ların gebelikte kullanılabilecek en güvenli antidepresifler olduğu ileri sürülmüştür.
Tetrasiklik antidepresiflerden maprotilin epilep si eşiğini düşürür ve eklampsi riski olan gebelerde kullanımı kontrendikedir.
Gebelikte depresyonla mücadele:
• Ağır depresyonda elektrokonvülsif tedavi en iyi seçenektir.
• Hafif ve orta dereceli unipolar depresyonda farmakolojik tedaviden kaçınılmalıdır. Psi koterapi, psikososyal müdahaleler, spor gi bi girişimler faydalı olabilir.
• Nortriptilin ve desipramine diğer trisiklik an tidepresiflerden daha güvenlidir.
• MAO inhibitörleri ve maprotilin kullanılma malıdır (hipertansif kriz ve epilepsi eşiğini düşürmesi sebebiyle). SSRI grubu ilaçlarda yan etki azdır kullanılabilir.
Son trimestirde antidepresif kullanılıyorsa, beklenen doğum tarihinden en az on gün önce azaltılarak kesilmelidir. Böylece yeni- doğandaki yoksunluk belirtileri önlenebilir.
- Gebede daha önceki doğumlarda postpaı tum depresyon görülmüşse bunun tekrarla ma ihtimali fazladır. Bunun için koruyucu sürdürüm tedavisi gereklidir. Bu konuda hasta bilgilendirilmeli ve karar ona bırakıl malıdır (8).
Antıpsıkotıkler
Yenido ğanda malign nöroleptik sendroma ve ekstrapira midal sendroma (EPS) sebep olduğu iddia edilmiş tir.
EPS'ye bağlı olarak yenidoğanda kas tonusunda ve derin tendon reflekslerinde artış görülür.
Gebelikte antipsikotik kullanımı yenidoğanda sarılığa ve intestinal obstrüksiyona sebep olabilir. Antipsikotikler anne sütüne geçmekle birlikte yenidoğanda belirgin farmakolojik etki oluşturmazlar. Antipsikotikler 30 yıldan daha uzun bir süredir yaygın olarak kullanılmaktadır ve riskleri minimaldir. Antipsikotikler içinde en fazla teratojenik olan lar piperazinlerdir.
Gebelikte antipsikotik kullanımı
• Antipsikotikler gebelik testlerinde yalancı pozitif sonuçlara yol açabilir. Bu sebeple ge beliğin, muayene ve duyarlı testlerle doğru lanması gerekir.
• Gebelikte güvenliği daha iyi tesbit edilmiş olan yüksek potensli antipsikotikler (örn. Haloperidol) kullanılmalıdır.
• Depo antipsikotik ilaçların kullanımından kaçınılmalıdır.
• Belirtiler yatışınca beklenen doğum tarihin den 5-10 gün önce ilaçlar kesilmelidir. Böy lece yenidoğan yoksunluk sendromlarından korunur.
• Müspet aile öyküsü EPS riskini arttırır. Yeni doğanda EPS gelişirse Difenhidramin (Be nadryl) kullanılır.
• Teratojenite riski en fazla 4-10. haftalar ara sında görülür. Bu dönemde mecbur kalın madıkça ilaç kullanılmamalıdır. Gebelikte malign nöroleptik sendrom ortaya çıkarsa ilaç kesilir, IV sıvı ve oksijen verilir. Bromokriptin, amantadin ve dantrolen kul lanılabilir.
• Psikotiklerde doğum sonrası alevlenme çok sık görülür. Bu hastalarda ilaç verilme zama nı bebeğin uyku saatlerine göre ayarlanma lıdır [ #8].
Ekstrapiramidal sendrom ile mücadele Gebelikte antipsikotik ilaçlar profilaktik amaçla kullanılmamalıdır.
• Düşük seaım Ca düzeyi EPS riskini arttırır. Gebelikte Ca ihtiyacı artar. Bu nedenle an
tipsikotik kullanan gebelerde serum Ca dü zeyi dikkatle takip edilmelidir.
• EPS'de kullanılan ilaçlar
Difenilhidramin: İlk üç ayda kullanılırsa dudak-damak yarığı yapabilir. Yoksunluk belirtileri ise bebekte diare ve yaygın tit reme şeklinde kendini gösterir.
Antikolinerjikler: Yenidoğanda morfolojik teratojenite ve yoksunluk belirtilerine yol açar. Özellikle benztropin ve triheksife- nidile bağlı minör malformasyonlar ve benztropine bağlı intestinal tıkanıklar bil- dirimiştir.
Amantadin: İnsanda etkisi bilinmiyor.
Benzodiazepinler ve antidepresanlar anksiyete bozukluklarında en çok kullanılan ilaçlardır. Sınıf olarak, bu ilaçlar plasentadan geçerler ve kordon kanında tespitleri uzun süreli kullanımda fetusta birikebileceklerini göstermiştir. Bu ilaçların fetusun beyininde, akciğerinde ve kalbinde bulunduğu gösterilmiştir. Lorezapamın diğerlerine göre kor don kanındaki konsantrasyonu anne kanına göre daha düşük bulunmuştur, ancak daha düşük hızla atılır. Alprozolam kullanımında spontan abortus, ölü doğum, konjenital anomaliler görülmüştür [ #1], [#2], [#3].
Bir çalışmada benzodiazepin kullanan gebele rin çocuklarında büyüme geriliği, dismorfizm, mental ve psikomotor gerilik, davranış bozuklukları görüldüğü bildirilmiştir [ #4].
Yenidoğanda yoksunluk belirtilerinden korun mak amacıyla benzodiazepinler gebeliğin sonlarında azaltılarak kesilmelidir.
Gebelikte anksiyete ile mücadele
Gebeyi en fazla rahatsız eden anksiyete bozukluklarının başında panik bozukluk gelir. Tedavide özellikle ilk trimestirden sonra SSRI'lar güvenli bir şekilde kvıllanılabilir. Ancak tercihen ilaç tedavisine başlamadan önce, psikoterapi, relaksasyon ve di ğer davranışçı teknikler, yoga ve diğer psikososyal müdahaleler denenmeli, bunlar yeterli olmazsa ilaç tedavisine geçilmelidir. Eğer benzodiazepin verile cekse kısa etkili olanlar tercih edilmelidir. Yenido ğanda yoksunluk belirtilerini önlemek için benzo diazepinler doğumdan önce kademeli olarak kesilmelidir. Yenidoğanda ciddi yoksunluk belirtileri varsa, bir süre sonra diazepam verilir, sonra doz kademeli olarak azaltılır. Yenidoğanda IV diaze pam verilirse, koruyucu olarak sodyum benzoat eklenmelidir. Bu ilaç serum albüminlerine bilüribin bağlanmasını engelleyip kernikterusu önler . Gebelikte benzodiazepin ve difenhidramin kombinas yonundan kaçınılmalıdır [ #3].
Diazepam'a bağlı olarak dudak-damak yarıkla rının görüldüğü bilinmektedir. Tedbir olarak gebe liğin ilk on haftasında bu ilaç kullanılmamalıdır [ #3].
Mood stabiıizatörleri (mizaç düzenleyiciler)
Gebelikte lityum kullanımına bağlı malformas- yonlar görüldüğü bildirilmiştir. Bu malfarmasyonlar içinde en sık görüleni ebstein anomalisidir. Gebe likte bu ilacın kullanımı hakkında karar verilirken kar-zarar hesabı çok iyi yapılmalıdır. Özellikle bi- polar bozukluk profilaksisinde yeni bir takım ilaçların devreye girmesi lityum kullanımını sınırlan dırmıştır. Doğum sırasında glomerüler filtrasyon hı zındaki değişiklikler ve dehidrasyon riski lityum seviyelerinin yakından takibini gerekli kılar. Yeni- doğan, matemal konsantrasyondan düşük yoğun lukta bile risk altındadır. Lityum kullanan annelerin çocuklarında görülen toksisite semptomları; hipo- toni, letarji ve zayıf emme refleksidir. Lityum ayrıca tiroid fonksiyonlarında geçici değişiklikler, kar-diyak aritmiler, hipoglisemi ve diabetes insipidus yapabilir [ #4].
Bipolar bozukluk profilaksisinde kullanılan diğer ilaçlar hakkında yapılan yayınlar lityuma oran la daha kısıtlıdır. Karbamazepin; minör kranio-fasi- yal defektler, el tırnaklarında hipoplazi ve çeşitli gelişim bozuklukları meydana getirebilir. Kloneze- pam kognitif gelişim bozukluğu yapabilir. Valproik asit; intrauterin büyüme geriliği, nöral tüp defekti, polidaktili ve hipospadias yapabilir [ #5].
Gebelikte bipolar bozukulukla mücadele
Bipolar bozukluk öyküsü olanlar yakından incelenmelidir. Belirtiler ortaya çıkmaya baş ladığında psikososyal müdaheleler denen melidir.
• Akut nöbetin tedavisi elektrokonvülsif terapi ve antipsikotiklerle yapılır.
• İlk trimestirde lityum kullanımından kaçınıl malıdır. Eğer hasta gebeliğin farkına varmadan bir süre lityum kullanmışsa fetüs yakın dan takip edilmeli, hasta olası olaylardan bilgilendirilmeli, tahliye kararı hastaya bıra kılmalıdır.
• Lityum düzeyi sık aralıklarla ölçülmeli, do ğum öncesinde %50 azaltılmalıdır.
- Terapötik abortus kararı fetal sonografi yapı larak alınmalıdır.
Karbamazepin ve valproik asit kombinasyo nu teratojenite insidansını daha da arttırdığından, kesinlikle kaçınılmalıdır.
• Bipolar bozukluklu hastalar gebeliklerini asemptomatik geçirseler de postpartum psi koz sık görüldüğünden, profilaktik tedaviye başlanmalıdır.
• Valproik asit nöral gelişim defekti yapabilir. Şüphe varsa, ultrasonografi ile fetoprotein ölçümü yapılır ya da amniyosentez endikas yonu konur [ #2].
Gebelik ve epilepsi
Gebelikte antiepileptik ilaçların kandaki düzey leri düşebilir. Bunun sebebi: ilaçların proteine bağlanmasının artması ve fenitoin, karbamazepin ve fenobarbitalde olduğu gibi karaciğer metabolizmasının hızlanmasıdır. Gebelikte epileptik nöbet geçiren hipertansif bir hastada eklampsi ihtimali olduk ça yüksektir. Epilepside kullanılan ilaçların gebelerde kullanım özellikleri aşağıda çıkartılmıştır.
Fenitoin: Yenidoğanda fetal hidantoin hastalığı ve erken hemorajik hastalığı, bebek tümörleri yapar. Anne sütüne geçer.
Fenobarbital: Hafif anomaliler, yenidoğanın er ken hemorajik hastalığı, barbitürat yoksunluğu ya par.
Primidon: Embriyopatiye ve bebek tümörlerine sebep olur.
Valproik asit: Nöral tüp kapanma defektleri, kraniyofasiyal anomaliler, hipospadias, renal hi poplazi, inmemiş testis valproik asitin başlıca fetal yan etkileridir.
Diazepam: Plasentayı hızla geçer. Fetüsun kalp ritmini bozabilir, intrauterin gelişme geriliği yapabi lir, sedayona yol açar, süte geçer.
Karbamazepin: Kilo düşüklüğü, minör kraniyo fasiyal anomaliler, tırnak hipoplazisi, fizik-mental gelişme geriliği yapar, anne sütüne geçer, emzir meye engel değildir.
Ethosuksimid: Spontal neonatal kanama, yarık dudak, mongoloid yüz, ense-saç çizgisi düşüklüğü, hidrosefali görülür. Anne sütüne geçer, emzirmeye engel değildir.
Klonazepam: Sütle geçer, emzirmeye engel de ğildir, nadiren bebekte sedasyon, letarji ve apne yapabilir [ #10].
Sonuç
Gebelik için kar-zarar değerlendirmesi
Bilinenler:
• Tüm gebeliklerin %85'i canlı doğumla so nuçlanır.
• Doğumların %7-14'ü preterm dir.
• İnfantların %2-4'ünde majör, yaklaşık %12'sinde minör malfarmasyon görülür. Gebelerin %60'ından fazlası gebelikleri boyunca en az bir ilaç kullanırlar.
• Annenin kilosu önemlidir.
• Birçok kadın gebe olduğunu 5-8 hafta son ra öğrenir. Ve bu riskli zaman içinde psikotropik ilaç kullanmış olabilir.
Artan bilgiler:
• Gebelik psikiyatrik hastalığa karşı koruyucu değildir.
• Majör depresif ataklar gebelikte ve normal zamanda aynı sıklıkta görülür.
• Obsessif kompulsif bozukluk gebelik sıra sında şiddetlenebilir ya da yeni başlayabilir. Psikotik hastalık görülme oranı hakkındaki çalışmalar çelişkilidir. Panik bozukluk gebelerde şiddetlenebilir.
- Tedavi edilmemiş anne hastalığı obstetrik sonuçları kötü şekilde etkileyebilir.
Bilinmeyenler:
• Gebelik süresince tedavi edilmemiş anne hastalığının uzun zamandaki infant gelişimi ne etkisi bilinmemektedir.
• Gebelikte psikotropik ilaç kullanımının kısa vadede güvenilir olduğu söylense de, uzun vadede bebeğin nörolojik gelişimine etkisi bilinmemektedir.
Laktasyon için kar-zarar değerlendirmesi
Bilinenler
• Annelerin büyük bir bölümü emzirmeyi planlamaktadır
• Emziren kadınların %5-17'si bu dönemde bir ilaç kullanır.
• Emziren kadınların %12-20'si sigara içer.
• Postnatal dönem bir psikiyatrik hastalığın başlaması için yüksek riskli bir dönemdir.
• Çalışılmış olan bütün psikotropik ilaçlar an ne sütüne geçer.
Artan bilgiler
• Tedavi edilmemiş anne hastalığının, anne- bebek ilişkisine ve uzun vadede bebek geli şimine olumsuz etkileri vardır.
• Psikotropik ilaçların advers etkileri sadece vaka sunumları ile sınırlıdır.
• Emen bebeğin psikotropik ilaç günlük dozu anneninkinden düşüktür.
Psikotropik ilaçlar anne sütüne belirli bir za man aralığında geçerler, bu hem emzirip hem de en düşük dozu vermeyi sağlar.
Bilinmeyenler
- Psikotrop ilaçları kullanan annelerin bebek lerine ait uzun süreli veriler yoktur.
B.Mert SAVRUN, Naz Berfu GÜNEL, İbrahim BALCIOĞLU
Kaynaklar
[1#]. Affonso DD, Mayberry LJ, Lovett S, et al: Pregnancy and Postpartum Depressive Symptoms. Journal of Vtomen's He alth 1993, 2:157-64.
[2 #]. Stowe ZN, Strader JN, Nemeroff CB:Psychopharmacology During Pregnancy and Lactation. The American Psychiatric Press Textbook of Psychopharmacology, 2nd edition; 1998; 979-92.
[ #3]. Miller LJ: Clinical Strategies for the Use of Psychotropic Drugs During Pregnancy. Psychiatric Medicine, 1991; 9: 275-98.
[ #4]. Elia J, Katz LR, Simpson GM: Teratogenity of Psychothera peutic Medications. Psychopharmacol Bull 1987, 23: 531-85.
[ #5]. Lindhout D, Schmidt D:In Utero Exposure to Valproate and Neural Defects. Lancet 1986, 1:239-43.
[ #6]. Edlund MJ, Crang TJ:Antipsychotic Drug Use and Birth De fects: An Epidemiologic Reassessment. Compr Psychiatry 1987, 25:32-7.
[ #7]. Gelenberg AJ:Pregnancy, Psychotropic Daıgs and Psychiatric Disorders. Psychosmatics 1986, 27:217.
[#8]. Birsöz S, Turgay A:Psikiyatride ilaç tedavisi. Medikomat, Ankara, 1994.
[ #9]. Altshuler IX, Burt VK, McMullen M. et al: Breastfeeding and Sertraline;a 24-hour Analysis. J Clin Psychiatry 1995, 56:243- 5.
[ #10]. Cohen LS, Heller VL, Rosenbaum JF:Treatment Guidelines for Psychotropic Drug Use Pregnancy. Psychosomatics 1989, 30:25-33.


