Epilepside belli değişiklikler gösteren kalıtım şekilleri rol oynamaktadır. Bu sorumlu olan gen veya genlerin kuşaktan kuşağa geçişi ile ilgilidir. Otozomal dominant (OD), otozomal resesif (OR), X'e bağlı kalıtım ve mültifaktöryel kalıtım ismi verilen, anne-babadan çocuğa aktarımın belli özellikler gösterdiği kalıtım şekilleri vardır.
Bu kalıtım şekli aile ağacının doktor ve genetik uzmanı tarafından hazırlanmasıyla belirlenmeye çalışılır. Böylece risk belirlemeleri yapılır. Önemli olan otozomal resesif kalıtım şeklinin akraba evliliği, hatta hastalığın sık görüldüğü aynı köy ve bölgedeki evlilikler ile artmasıdır. Ülkemizde sık yapılan akraba evlilikleri sonucu hastalıkların görülme sıklığının arttığının bilinmesi önem taşımaktadır.
Çoğunlukla basit kalıtım özelliği gösteren, sara nöbetlerinin hastalığın sadece bir kısmını oluşturduğu, birçok başka bulgunun da beraber görüldüğü 160 kadar tek gen hastalığı bilinmektedir. Kalıtımda bir tek gendeki bozukluk sorumludur. Bu hastalıklar çoğunlukla belirlenebilen bir nedene bağlı (semptomatik) epilepsilerdir, çoğunluğunda zeka geriliği görülür ve epilepsilerin küçük bir kısmından, %1`inden sorumludur. Tuberoz skleroz, Lafora cismi hastalığı, Fenilketonüri, Tay-Sachs hastalığı, Progressif miyoklonik epilepsileri bu grupta yer almaktadır ve sorumlu genleri belirlenmiştir.
Daha önce sözü edilen idyopatik jeneralize epilepsi grubunda kalıtım şekli semptomatik epilepsiler kadar net değildir. Bu nedenle genetik araştırmalar daha güçlük arzetmektedir. Bu olgularda birden fazla gen aynı epilepsi sendromuna yol açabilmekte (poligenik), edinsel ve çevresel faktörler rol oynayabilmektedir (mültifaktöryel). Ayrıca aynı epileptik sendroma birden fazla genin neden olması (heterojenite) genetik temelin aydınlatılmasını güçleştiren özelliklerdir. Buna rağmen bu grup içinde yer alan özel hastalıkların genleri bulunmuştur. Febril nöbet artı jeneralize epilepsi (FNJE), OD noktürnal frontal lob epilepsisi (ODNFLE), Selim ailesel yenidoğan konvülzüyonları (SAYK), Selim ailesel infantil konvülzüyon (SAİK) gibi hastalıklar örnek olarak verilebilir.
Bu grupta yer alan hastalıkların bazılarında sorumlu genin kromozomlardan hangisinde ve hangi bölgesinde yerleştiği belirlenmiştir. Bu bölgeler toplumdan topluma farklılık gösterebilmektedir. Genlerin bulunmasına yönelik çalışmalar devam etmekte ve aylar-yıllar içerisinde yeni buluşlar yapılmaktadır. Bu hastalıklara örnek olarak Çocukluk çağı selim miyoklonik epilepsi, Çocukluk çağı absans epilepsisi (ÇÇAE), Jüvenil absans epilepsisi (JAE), Jüvenil miyoklonik epilepsi (JME) verilebilir.
Basit ve karmaşık kalıtım şeklini belirlenmesi moleküler genetik araştırmalar (geni bulmaya yönelik bilimsel çalışmalar) açısından son derece önemlidir. Karmaşık kalıtım şekli gösteren hastalıklarda genin bulunduğu bölgeyi belirlemek (bağlantı analizi) ve sorumlu geni saptamak daha güçtür.
Ailesel Epilepsi ne anlama gelir?
Epilepsi (sara) hastalığının aynı ailede birden fazla kişide görülmesi durumunda ailevi epilepsi hastalığından söz edilmektedir. Ailesel epilepsi tanımı aynı ailede birden fazla kişinin, özellikle de birinci derece akrabaların yani anne, baba veya kardeşlerin etkilendiğini ifade etmektedir.
Epilepsi ailesel ya da genetik bir hastalık mıdır?
Bu soruya bugünkü bilgilerimizin ışığında büyük ölçüde olumlu yanıt vermek mümkündür. Bu durum uzun yıllardır bilinen ailesel geçişin önemini göstermektedir. Hipokrat 2500 yıl önce epilepsiyi tanımlamış, doğa üstü güçler tarafından meydana gelmediğini, kalıtsal bir hastalık olduğunu açıklamıştır.
İkiz kardeşlerde yapılan bilimsel çalışmalar, bazı hayvan türlerinde yürütülen deneyler, insan genom çalışmaları ve polimeraz zincir reaksiyonu (PZR) gibi gelişen çeşitli yeni teknikler ile birlikte epilepsinin genetik temellerinin aydınlatılması geçtiğimiz yüzyılda hız kazanmıştır.
Annesi ya da babasında epilepsi olduğunda çocukta epilepsi görülme riski var mıdır?
Tüm epilepsilerin %40-60'ının temelinde genetik yani kalıtsal etkilerin olduğu düşünülmektedir. Ancak bu faktörler tek başına epilepsi gelişen tüm olguları anlamaya yeterli değildir. Epilepsili olguların yaklaşık yarısını nedeni bilinmeyen, daha doğrusu nedenin genetik olduğu düşünülen grup (idyopatik epilepsi) oluşturmaktadır. Bu hastalıkta nöbet şekilleri farklılık gösterebilir, dalma, sıçrama ve kasılmalı büyük nöbet şeklinde olabilir. Özellikle bu epilepsi türlerinde ailede epilepsi varlığı daha dikkat çekicidir. Bu tür epilepsisi olan anne-babaların çocuklarında epilepsi riski artabilmektedir. Beyinde sonradan oluşan bir hasara bağlı epilepside ise genetik faktörlerin etkisi yine varolmakla birlikte daha düşüktür. Anne ya da babadan birinde epilepsi olduğunda çocukta epilepsi riski bu nedenle önce uygun incelemelerle epilepsi tipinin araştırılması ve ilgili doktorlara danışılarak öğrenilebilir. Anne ve babası epilepsi olsa da çocukta epilepsi görülmemesi yüksek olasılıkla mümkündür.
Akraba evliliği epilepsi açısından risk oluşturur mu?
Evet, bu durum ailede epilepsi hastası varsa çocukta epilepsi olma olasılığını çok arttırır. Ayrıca epilepsi ile birlikte zeka geriliği, ve diğer beyin özürleri ile giden bazı hastalıklar açısından da akraba evliliği risk yaratmaktadır. Kimi zaman çok uzak diye düşünülen akrabalıklarda bile bu tip ağır genetik hastlalıklar görülebilmektedir.
Epilepsi görülmesi açısından ülkeler, etnik köken ya da ırklar arasında fark var mıdır?
Epilepsi tüm ırklarda ve ülkelerde sık karşılaşılan hastalıkların başında gelmektedir. Genel olarak görülme sıklığı ortalama % 1'dir. Ancak bazı nöbet tiplerinde etnik köken önem taşıyabilmektedir. Örneğin ateşli havale (febril nöbet) Japonya'da diğer toplumlara göre daha sıktır. Dünyada hesaplara göre 100-200 milyon kadar epilepsi hastası birey vardır. Az gelişmiş ülkelerle gelişmiş ülkeler arasında epilepsi sıklığı açısından çok büyük fark olmasa da epilepsi başlangıç yaşı ya da neden olan faktörler açısından belirgin farklar görülebilir. Örneğin bazı infeksiyon hastalıklarının beyinde yarattığı hasara bağlı epilepsiler az gelişmiş ülkelerde daha sık görülmektedir.
Ailemizde epilepsi var, bunu araştırmak için ne yapmalıyız?
Böyle bir durumda hasta ve sağlam aile bireylerinin epilepsi polikliniği yürütülen bir merkeze başvurması gerekmektedir.
Epilepside kalıtım rolünün aydınlatılabilmesi için titiz bir çalışma yapılması ve belli basamaklara uyulması gerekir. Ayrıntılı klinik değerlendirmeyi takiben amaç moleküler genetik incelemelerin planlanmasıdır. Bu da klinisyen ve genetikçi arasında ortak bir çalışmayı gerektirir.
Öncelikle hastanın, sonrasında diğer hasta yakınlarının doğum öncesini de içeren ayrıntılı özgeçmiş, nöbet veya nöbetlerin başlangıç yaşı, detaylı özellikleri, eşlik eden nörolojik bulguları, EEG ve beyin görüntüleme özellikleri incelenerek epilepsi hastalıkları tanımlanır.
Aile ağacı çalışmaları: Tüm bu bilgilerle aile ağacı hazırlanmalı, her ayrıntı, özellikle doğum tarihi, isim değişiklikleri, ölü doğumlar, akraba evlilikleri, doğum bölgesi işaretlenmelidir. Her görüşmede aile ağacının yenilenmesi, yeni doğumlar ve etkilenen bireylerin eklenmesi unutulmamalıdır. Ancak ayrıntılı hazırlanmış bir aile ağacı üstünde kalıtım şekli anlaşılabilir.
Etik (ahlaksal) kurallar: Ailenin değerlendirilmesi ve genetik incelemelerin planlanması sırasında etik kurallar titizlikle uygulanmaktadır. Her hasta hastalık, yapılacak incelemeler, amaç, olası sonuçlar hakkında ayrıntılı olarak bilgilendirilmektedir.
Her hasta sözlü ve yazılı metinle bilgilendirildikten sonra yazılı izin alınır, 18 yaşından küçükler için ebeveyn izni eklenmektedir.
Hastanın ismi, alınan bilgiler, kan dokusu titizlik içinde saklanmakta, doktoru dışında kimseye gösterilmemektedir.
Ailedeki epilepsi tüm kişilerde aynı şekilde mi seyreder yani anne ya da babadakine göre hastalık çocukta daha ağır seyredebilir mi?
Aynı ailedeki hastalar arasında nöbet başlangıç yaşı, nöbet tipleri ve şiddeti açısından farklılıklar görülebilir. Çocukta hastalıkta şiddetlenme şart değildir ama olabilir.
EEG'nin epilepsi genetiği açısından yardımı olabilir mi?
EEG hastalığın beyin aktivitesi açısından özelliklerin belirlenmesinde önemli rol oynar. Ayrıca epilepsi genetiği çalışmalarında önemlidir. Görünüşte hasta olmayan aile bireylerinde epilepsiye ilişkin EEG özellikleri saptanabilir. Kardeşlerin %30-40'ında, çocukların %10'unda bu bulgular görülebilir. Özellikle ışık duyarlılığı ailesel özellik gösteren EEG bulgularındandır.
Editörün Notu:
Yazıda dikkat edeceğiniz gibi kalıtımsal özellikler, nedeni anlaşılamayan epilepsilere açıklama olarak düşünülmekte. Özetle net ve doğrudan bir ilişki ortaya konamadığı görülmektedir.


