{mosimage}Manevi faturalara eklenen yoksulluk gibi maddi zorluklarla da dehanin ödedigi diyet henüz bitmiyor. Beden kimyalarinin, hormonal dengelerinin cilveleri çikmazlarina tuz biber ekiyor. Dostoyevski’nin, Beckett ve Kafka’nin epilepsi hastasi olduklari saniliyor.
Bugünün bazi hekimleri Dostoyevski’nin kendi hastalari olmasi halinde onu iyilestirmek istemeyebileceklerini, saglikli ama, ortalama kabiliyetli bir insan için bir edebiyat devini yere seremeyeceklerini söylemekteler. Dostoyevski epilepsi hastasi olmasaydi, bir “Budala” literatüre girmeyecek, ya da Raskolnikov olmayacakti çünkü.
Yasadiklari dönem ilminin tani koyamadigi bir baska fizyolojik rahatsizlik epileptik kisilik. Epilepside oldugu gibi otonom sinir sistemini degil, limbik sistemi ilgilendiren bir kisilik bozuklugu. Bu çesit kisilik sahipleri okumaya, bilhassa gerekli gereksiz yazmaya, not tutmaya meyyaller. Esyayi soyut sahadaki ideal formlariyla eylem zeminine geçirmeye çalisiyorlar. Yerine ve zamanina göre insan, sartlara göre insan degil, ham haldeki dis sartlar hesaba katilmadigindan karikatürlesen, idealize edilen efsane insan, ideal ögretmen, ideal komsu, ideal sevgili olma ugrasi veriyorlar. Bir baska sekilde ifade etmeyi denersem, mevcudun yettigi yerde daha fazlasina hiç gerek olmadigi halde, statülerinin, rollerinin ideler alemindeki biçimlerine mesul hissediyorlar kendilerini. Bundan ötürü çevresindekilerce asiri duyarli olmakla, gülünç akil yürütmekle itham edilebiliyorlar. Kendi çizgilerinden olan herkesin tattigi anlasilamamanin, takdir edilememenin mayhoslugunu tadiyorlar. Dimaglarina fisildanan baska bir zamana ait olduklari avuntusu da yetmiyor kimilerine. Yanlis da olsa bir anlayanlari olmasini arzuluyorlar. Kendilerine inanan birisi... Öyle birisi ki, herkesin ona inandigi...
Epileptik kisilik tasiyicilarinin nitelikleri sayilacak olursa, hassasiyetlerinde asirilik, erkeklerde sosyal engel bulunmasina ragmen kolay aglayabilme, anlamli anlamsiz sürekli yazma... Konusmalarinda önceleri kullandiklari özgün aforizmalar dinleyenleri hayran birakirken, bir süre sonra düsüncelerindeki kaymalar, tutarsizliklar hemen farkediliyor. Zaman içerisinde fikri zikzaklari, yanilgilari, ideolog olmalarini, toplumsal bir islev yüklenmelerini imkansiz kiliyor. Yakin gelecegi degil, çok uzak gelecegi, yarim asir, bir asir sonrasini görüyorlar. Bazilari münferit, baglantisiz duruslarini bagimsizliklarina esdeger tutup, böylesi bir toplum arabacisi misyonunu reddediyorlar. “O, insanlari kurtarma iddasinda bulunmuyor. O, yumurtayi kiran ilk civciv gibidir. Nasil kurtuldugunu anlatmak istiyor.” Aydinlarin aksine bu entelektüel soy, ister küçük bir daireyi, ister dünyayi tesmil bir mesaji bulunsun, hiçbir zaman kurtarici olarak degil, kurtulmaya çalisan, buna matuf çirpinislarinin anlatim dili olarak sanati seçenleri barindiriyor.
Epileptik kisiligi olan bir insanin durup dururken profesyonel yardim istemeyecegi muhakkak. Semptomlarindan yakinarak hekime basvuruyorlar. Böyle bir hastaya bir psikiyatristin yaklasimi söyle: “Size verecegim ilaçlarla siddetli basagrilarinizdan, uyku bozukluklarinizdan tamamen kurtulabilirsiniz. Sunu pesinen söylemeliyim, eskisi kadar yazamayabilirsiniz; seçiminizi yapin”
Zor seçim...
Hogon Gusef Kav
kaynak: www.elbruz.net


