{mosimage}Sabahın ilk ışıkları. Her yer bembeyaz.Yorucu, bunaltıcı bir sınav haftası.Ben de her üniversite öğrencisi gibi final haftasında sabaha kadar ders çalışarak sınavlarda başarılı olmayı umut ediyorum.Diğerlerinden tek farkım epilepsi hastası olmam.
Yarın en önemli en zor sınavım var “sayısal yöntemler”.Matematikten hiç anlamayan ben için bu sınavı geçmek imkansız.Her yıl 10 kişi bu dersten başarı elde etmekte ve ben üç yıldır top ona giremesem de bu yıl başarmakta kararlıyım.
.Günlerdir bu sınava hazırlanıyorum.Diğer derslerde başarısız olmamın hiçbir önemi yok Çünkü işin ucunda top on listesi var.
Sınav kağıdı dağıtıldı ilk göz geçirmem ve işte hepsi çalıştığım yerlerden..ilk soru: başarıyla cevaplandı ikinci soru : bir tokat !
Gözlerimi açtım başımda birkaç adam.Birinde beyaz bir önlük. Bu doktordu galiba.Gözlerim kendiliğinden geri kapandılar.Tekrar bir tokat!Asi göz kapaklarımı dize getirerek yeniden açtım.Doktor olduğunu düşündüğüm kişi tokat vurmaya devam ediyor.Sanırım bu yeni bir tedavi yöntemi.Diğer 2 adam kim peki?Biraz daha dikkatimi toplayıp tanımalıyım.Dekan diğerinde tanıyorum ama çıkaramadım.Bir tokat daha!
“Belli bir hastalığın var mı?”evet var sara hastasıyım ama yok sara diyemem bu kadar akademik bir ortamda. Bunun tıbbi bir adı vardı e ile başlıyordu.Biliyorum hepiniz benden cevap bekliyorsunuz. Korkmayın kendimdeyim.Ama sesli konuşamıyorum.”kızım belli bir hastalığın var mı?”Bir tokat daha!
Adını hemen hatırlayamazsam bu doktor beni şamar oğlanına çevirecek. Tamam hatırladım ”epileydi” Kısa bir sessizlik.Herkesin yüzünde aptalca bir ifade.Kim olduğunu bir türlü çıkaramadığım adam doktora sordu “NEY!?”
“Epilepsi.Stres ve aşırı yorgun halinde olur” Soruyu soran adam birden ağlamaya başladı.
“Ben sizi bu kadar strese mi girdiriyorum?”Evet tanıdım her yıl sınavından 10 kişiden fazla kişiyi geçirmeyen Prof. Halil Yılmaz ağlıyordu.
Nöbetin üstünden bir hafta geçmişti ve benim okula gitmekten kaçmam için artık bir yolum kalmamıştı.Ogüne kadar rahatsızlığımı başarıyla saklamıştım.İlaçlar; vitamin ilacııdı, el titremeleri kansızlıktan….Hepsinin epilepsi dışında bir nedeni vardı.
Hayat bildik acımasız kuralını banada uyguladı.Gerçeklerle yüzleşme zamanı!Bütün cesaretimi topladım ve kampus kapısından girdim.Bahçeden binaya doğru yavaş küçük adımlarla, başım önde.Birden biri kolumdan tuttu.Dekan;üzgün ve mahcup bir ifadeyle önce geçmiş olsun dileklerini iletti.Benimse aklımda sadece hastanede epileydi dememin verdiği utanç vardı söylediklerini anlayamamıştım.Düşüncelerimi biraz topladığımda eliyle bana işaret ettiği abulansı gördüm.”Korkma artık için rahat olsun üniversiteye ambulans aldık ve artık kampusun içinde bir revirimiz var” Ne diyeceğimi ne tepki vereceğimi şaşırdım.Sadece gülümsedim.Sonradan öğrendim nöbetten sonra ambulans bulunamadığı için dekanın arabasıyla götürülmüşüm hastaneye.(son model bir Mercedes)
İki yıl sonra kampüsün bahçesinde , güneşin tadını çıkarırken birden bir hareketlenme oldu.Ambulans kapının önüne geldi ve okula yeni gelen öğrencilerden birin bindirdiler. Sonradan öğrendim.Çocuk epilepsi hastasıymış kantinde nöbet geçirmiş.İçimde biraz hüzün ve saçma bir gurur oldu.Nede olsa o ambulans benim sayemde alınmıştı ve akademisyenler benim sayemde deneyim kazanmışlardı.
Bu arada Sayısal Yöntemler dersinden geçtim 90 ortalamayla!

