B.M -Merhaba, bana bir ödev verildi. Ayna ve Nöroloji. Ödevi veren "Nöroloji ile aynayı nasıl bağdaştırırsınız bilemem ama şu işi hallediverin" dedi.
H.Ö. -Gelişim ile başlasak mı?
B.M. -Deneyelim… Bakalım nerelere gideceğiz. Sizin çocukları incelerken yaptığınız testler var. Örneğin bir böcek resminin yarısını gösterip diğer yarısını tamamlamasını istiyorsunuz. Amacınız neyi bulmak?
H.Ö. -Biz çocuklar ile bu çalışmaları yaparken imajinasyon yeteneklerine bakarız. Çocuğun eksik gösterilen resmin tamamını gözünde canlandırması ve çizmesi istenir. Bu konuda sıkıntı yaşayan çocuklarda aynadan yardım alınır. Yarım resmin üstüne ayna konulur ve resim tam olarak çocuğa gösterilir. Ardından ayna kaldırılır ve az önce tam olarak gördüğü resmi şimdi tamamlaması istenir. İmajınasyon, bilişsel gelişimde önemli bir yere sahiptir.
B.M.
- İmgeleme mi demek bu sözcük ?H.Ö. - Hayır.Bir nesneyi zihninde canlandırma anlamında kullanıyoruz.
B.M.- Gelelim yine aynamıza.
H.Ö.- Küçük çocukların ellerini kullanırken diğer elinde de bazı hareketler izliyoruz. İleri yaşlarda kayboluyor.Buna ayna hareketi diyorlar. Ayna hareketini açıklar mısınız?
B.M. -Gelişimsel yönden çocuklarda ayna hareketi (mirror movement) çok fazla incelenmiş bir konudur. Bir elini kullanırken örneğin yazı yazarken veya başka bir iş yaparken diğer elinde de aynı hareketin veya benzer hareketin görülmesi olayıdır. Gelişim tamamlandıkça (10 yaş civarında) bu hareketler bastırılır. Ancak ilerde ortaya çıkacak bir patolojik olayda (tümör, travma, damar hastalıkları vb.) yeniden bu hareketler ortaya çıkabilir. X-linked Kallmann's Sendromu gibi durumlarda ayna hareketi kalıcı olabilir. Prefrontal lob (alnın ön tarafı) hasarında bebeklerdeki emme ve yakalama reflekslerinin yeniden ortaya çıkması gibi bu davranış da yeniden ortaya çıkıyor. Bu, beyin korteksinin kontrolu bozuluyor demektir.
B.M. -Birkaç gün önce bir görüşmede imgenin aynayı andırdığını, aynanın da sır taşıdığını bir dergide okuduğunu söylemiştin.
H.Ö. -Evet anımsadım. Ayna ve imge arasında kelime oyunu yapsak mı?
B.M. -Sır, bir yüzey ve görüntünün yansıması için kullanılan bir engel. Ama beyindeki sır ise engel taşımaz, beynin sır sanılan yapıları hızla çözümleniyor.
H.Ö. -O halde beynin plastik yapısı yani değişebilirliği, ortama göre uyum sağlaması sır ile birlikte anılamaz.
B.M.- Evet.
H.Ö.-Nörolojide "ayna hareketi" n den bahsetmiştik.
B.M.-Çocukların ayna hareketini tartışmadan önce, onlara bedenlerini nasıl öğrettiğinizi, örneğin sağ sol ayrımını anlatır mısın ?
H.Ö
. -Evet. Okul öncesi yaşlardaki çocuklarla çalışırken yön kavramında yaşadıkları karmaşa aklıma geldi. İlk çalışmalarda nesnelerle ve kendi bedenleri ile çalışıyoruz. Kendi bedenleri ile çalışırken benim ya arkamı dönüp yönleri gösteriyorum ya da karşılarında durup ayna görevi yaparak yardımcı oluyorum.B.M. -Gözün aldığı duyuyu beynin arka tarafında bulunan oksipital lob kabuğu, oksipital korteks algılar. Buradaki görme bilgisini, görülenin ne ve nerede olduğunun değerlendirilmesi için arkadan öne doğru üst yol ve alt yol ile ilerler. Bu bilginin ilerlemesi sinir hücrelerinin birbirleri ile yaptıkları bağlantılar sayesinde gerçekleşir. Bağlantı yoksa gerektiğinde bu bağlantılar hızla kurulur (sinaptik bağlantı).
H.Ö. -Peki aynadaki görüntünün tanınması ve algılanması nasıl olmaktadır?
B.M. -Çocuğun aynada kendini görmesi, tanıması, ifadelerini yorumlayabilmesi yaklaşık olarak 5-6 yaş civarıdır. Aynadaki görüntünün tüm yönleriyle algılanabilmesi için erişkin beynine yakın bir yapıyı tamamlamış olması gerekir ki bu yaş ortalama olarak 8- 10 civarıdır.
H.Ö. -Peki estetik olarak algılaması ne zaman olur? Örneğin "Ayna ayna en güzel kim?" cümlesini ne zaman söyleyebilir?
B.M. -Daha ileri yaşlarda, güzellik kavramı gelişip estetik algısı oluştukça gerçekleşecektir. Aslında beyin yapıları 2 yaş civarı tamamlanır ama yapının işlev görmesi ve sinir hücreleri arasında bağlantı kurması bilgilerin yüklenmesi ile ilintilidir. Bilgi geldikçe sır kalkar. Aynadaki sır, sır olarak kalsa da beyindeki sır ileri araştırma metodları ile hem bilimsel yönden aydınlanırken bir taraftan da çocuk kendiliğinden kendi beyni içindeki sinir ağ sistemini kurmaya ve sırları çözümlemeye çalışır. Kendisinin nerede ve ne olduğunu anlaması için öne doğru gelen bilgi alnın ön tarafına da ulaşarak aynadaki görüntünün emosyonel durumunu da çözümlemelidir. Aynadaki sır ile yüzündeki sır burada bir araya gelir. 3-5 aylık bebek başkasının yüzündeki gülümsemeyi fark eder, aynaya bakarsa bir şey anlamaz. Çünkü ayna ona bir şey söylemez. Gülümsetmeye çalışırsanız o zaman size bakar aynayı izleyemez. Aynadaki sırrı yakalayamaz. Frontal bölge dediğimiz beynin alın bölgesi henüz bunu akıl etmeyi beceremez, çünkü sinir ağı buralarda yeterli gelişmemiştir. 6 aylık olsun da oturmayı becersin! Sonra "ben oturmaktan bıktım etrafı dolaşayım" demek için 1 yaşına gelsin! Çevreyi algılamayı geliştirsin! Aklının istediği yere gözlerini (kendi isteği ile seçerek) çevirmeyi öğrensin!
B.M. -Sempati ve ayna ilişkisini kurabilir miyiz Hande?
H.Ö. -Başkalarını kendimiz ile bağdaştırmayı sempati olarak değerlendiriyoruz. Yani "benim" gibi demek oluyor. "Aynadaki ben" sempati duymayı gerektiriyor gibi.
B.M. -Taklit mi var?
H.Ö. -Galiba
B.M. -Karikatürdeki olay ayna mı?
H.Ö.
-Aslında tam olarak ayna sayılmaz. Çünkü ayna orijinal olanı değiştirmeden yansıtır. Oysa karikatürde ki yüzler deforme edilmektedir. Bu deforme edilen yüzlerde algılanmaktadır.B.M.
-ABD de ocak ayında yapılan 4.Nöroestetik kongresinde kullanılan bir resim vardı. Onu alt ve üst olarak 2 ye bölüp beynin ayna ve sosyal ilişkileri ile ilkel yüz tanımalarını gözden geçirelim kısaca.B.M.-Kızgınlık, korku gibi duygular limbik sistemden gelen ilkel (birincil) duygulardır. Sosyal duygular, örneğin suçluluk, kıskançlık çocukluk çağında öğrenilir. Kültüre göre değişiklik gösterir. Bunun sol yarım küre tarafından algılandığını iddia eden araştırmacılar vardır. Aldatıcı yüz ifadeleri alttan yukarı beyine doğru (parietal bölgeye) aktarılır ve sağ yarı küre de işlenir. Sağ yan küre ifadeleri ise sol yarı küre tarafından izlenir (sosyal ifadeler).
B.M. -Beynin sağ yarım küresi, aynayı tanıma yeri olduğu kabul edilir. Toparlayıcı, bütünleştirici rolü vardır. Aynadaki yüz yansımasını tanıyabilmemiz için bellek, empati, hile gibi evrimde rol oynayan duygularımızı da bilmemiz gerekir. Ama sol yarı küre aritmatiksel mantığı ile yine de ayna gibi sağ yarı küreyi bir de son kez kararı ben vereyim der.
Başın konumunun ve yüz ifadesinin birleşimi sonucunda ayna görüntüsü incelendiğinde yüzün sağ ve sol taraflarının farklı etkili sinyaller taşıdığı ileri sürülmektedir.
Hande ÖMERCİKOĞLU Dr. Bülent MADİ
Marmara Üniversitesi Okul Öncesi Eğitimi Bölümü Nöroloji Uzmanı
Yüksek Lisans Öğrencisi Nöroloji Uzmanı
Kaynak:http://www.altis.gen.tr/bilimsel_yayinlar.htm




