Yüzüncü Yıl Üniversitesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı ve Halk Sağlığı Uzmanları Derneği tarafından düzenlenen 10. Ulusal Halk Sağlığı Kongresi başarıyla gerçekleştirildi.Kongreye çeşitli üniversitelerden 234 bilim insanı katıldı.Kongrenin yoğun bilimsel programı çerçevesinde Türkiye' nin önemli sağlık sorunları sosyal ve politik bağlamı içinde irdelendi, çözüm önerileri tartışıldı.
Kongrenin basına ve kamuoyuna yönelik mesajlarını içeren sonuç bildirgesi aşağıdaki gibidir.
10. ULUSAL HALK SAĞLIĞI KONGRESİ SONUÇ BİLDİRGESİ
Dünya'da ve Türkiye'de sağlık alanında var olan eşitsizlikler artmaktadır. Küreselleşmenin bugün gerçekleştiği güç dengeleri içinde yoksul ülkeler ve ülkelerin yoksulları daha yoksullaşmakta, zenginler daha zenginleşmektedir. Ekonominin yöntemleriyle ve gerektiğinde kaba kuvvetle sürdürülen bu küresel sömürü düzeninde sosyal devletin tüm kurumları tasfiye edilmekte, sosyal devlet ilkeleri değersizleştirilmektedir. Yaşamın her alanı ticarete açılarak en temel insani gereksinimler bile
piyasanın kurallarına teslim edilmektedir.
Her şeyin iyiye gittiğine ilişkin tüm resmi açıklamalara karşın, Türkiye'de toplumun sağlığı iyiye gitmemektedir. Yoksulluk, işsizlik, kitlesel göç gibi toplum sağlığını kökten sarsan sorunlara ek olarak, sosyal devlet ilkelerinden uzaklaşılması sonucunda, insanlar en basit sağlık sorunları karşısında bile çaresizliğe terk edilmektedir. Bulaşıcı hastalıklar, beslenme yetersizliği, sağlık hizmetine ulaşamama, temiz sudan yoksunluk ve kötü barınma koşulları gibi sorunlar devam etmekte, bunlarla birlikte yeni ortaya çıkan salgın hastalıklar ve göç, deprem, sel gibi afetlere bağlı sorunlar Türkiye'de toplum sağlığı üzerinde ağır bir yük oluşturmaktadır.
Bunlara ek olarak, kalp hastalıkları, kanser, diyabet gibi refah toplumlarının öncelikleri arasında yer alan sorunlar da artmaktadır. Kötü kentleşme, yanlış tarım politikaları, ekolojik yıkım ve toplumun içine itildiği sağlıksız yaşam biçimleri sonucunda kronik hastalıklarda artış görülmektedir. Böylece Türkiye daha bir yükü sırtından atmadan yeni yüklerin altına girmektedir. Sağlık sistemi bu çifte yükü kaldırmaya yönelik ciddi bir hazırlıktan yoksundur.
"Sağlıkta Dönüşüm" adı altında ısrarla sürdürülen çalışmalar ile devletin sağlık alanındaki sorumluluğu ortadan kaldırılmaya
çalışılmaktadır. Sağlık toplumsal kalkınmanın temel itici gücü olmak yerine, sermayenin karlılığı için çekici bir pazar alanı olmakta; herkesin temel hakkı olarak görülmesi gerekirken, bazılarının satın alabileceği, bazılarının ise verilenle yetineceği bir ürün haline gelmektedir. Birinci basamak sağlık hizmetlerini özelleştirmek için, "aile hekimliği"nin dünyada var olan olumlu örnekleriyle ilgisi bulunmayan, sıradan muayenehanecilik sistemi getirilmektedir. Bunu kabul ettirmek için toplum açıkça yanlış bilgilendirilmekte ve toplumun mevcut sağlık sistemindeki sorunlardan kaynaklanan beklentileri istismar edilmektedir. Dünya Bankası'nın dikte ettirdiği politikalara sadakat hükümet açıklamalarında "cesaret" olarak adlandırılmaktadır.
Yüzüncü Yıl Üniversitesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı ve Halk Sağlığı Uzmanları Derneği tarafından 6-8 Eylül 2006'da Van'da düzenlenen 10. Ulusal Halk Sağlığı Kongresi'nde yapılan bu saptamalara bağlı olarak:
Halk Sağlıkçılar var olan sağlık sisteminin bugünkü koşullarda gereksinimi karşılamayan ve iyi işlemeyen yanlarını yeniden yapılandırmak ve olumlu yanlarını geliştirmek üzere bilimsel ve teknik desteği sağlamak için gerekli donanıma sahip ve hazırdırlar.
Ancak Halk Sağlıkçılar bugünkü biçimiyle "Sağlıkta Dönüşüm" sürecinin toplumun sağlığını derinden ve olumsuz biçimde etkileyecek tehlikeli bir macera olduğu görüşündedirler ve bunun açıkça karşısındadırlar. Bu "dönüşüm"ün tümüyle hayata geçirilmesi halinde ise, bu kez ortadan kaldırılması ve yeniden dönüştürülmesi için çalışmaya kararlıdırlar.
Halk Sağlığı yaklaşımı ile sağlık en temel insan hakları arasındadır. Bu yalnızca bedensel değil psikolojik ve sosyal açıdan da iyi olma hakkını içerir. Sağlık toplumsal kalkınmanın temelidir. Sağlığın korunması sağlık hizmetlerinin ana hedefidir. Tedavi edici sağlık hizmetleri koruyucu sağlık hizmetlerinin tamamlayıcısıdır ve birinci basamakta koruyucu hizmetlerle tedavi edici hizmetler iç içe olarak sunulmalıdır.
Halk Sağlıkçılar küresel sermayenin ve onun yerel uygulayıcılarının dayatmaları karşısında bu ilkeleri savunmaya kararlıdırlar ve tüm hükümetleri, kurum ve kuruluşları, toplulukları ve bireyleri bu ilkeleri hayata geçirmek üzere sorumluluğa davet ederler.
http://www.yyu.edu.tr/kongre/sonuc.aspx adresinden alıntıdır.
kaynak: www.hayad.org.tr

